|
|
|
Dr. Ali EMİROĞLU
ANITLAR KURULU GELMİŞKEN Türkiye Anıtlar Yüksek Kurulu, 3 Mart’ta, tek maddelik bir programla, Çorum’da toplanacaktır. Haberi yerel basınımızdan öğrenmiş bulunuyoruz. Belediye Başkanımızın beyanatından ise, konu hakkında sezintiler edinmiş bulunuyoruz. Bu kurulun eski üyelerinden bazılarını iyi ve yakından tanırdım. Rahmetli Hamit Zübeyr Koşay’dan da, tahsilim esnasında himaye gördüm. Beni, Topkapı Sarayı’na küçük bir memur olarak yerleştirmişti. O bakımdan, doğum yerim de tarihi bir yer, Alacahöyük Köyü olduğu düşünülürse, anıtlarla ve Anıtlar Kurulu ile ilgilenmem normal olarak karşılanmalıdır. Ayrıca, ben, bir ömrü bu şehirde, Çorum’da geçirmiş bulunuyorum; hem ortaokul tahsilim ve hem de meslek hayatım burada geçmiştir. Kalan da burada geçiyor. Ben, ortaokul tahsilimi yaparken, Saat Kulesi, cidden şehrin merkezi idi. Saat Kulesi’nden yarım km. hangi istikamete gitseniz, şehri çıkıyordunuz. Şehrin tek merkezi de Kule etrafında bulunan ve çeşitli değişikliklere uğramış olan meydandı. Kebapçılar burada olduğu gibi, toplantılar da bu meydanda olurdu. Ayıp olacak ama, şehrin cinayetleri de burada işlenirdi. Çorum’un 1932’de, nüfusu da 14 bin bulunuyordu. Şimdi, bir minareden cesaret edip de şehir sahasını seyredeniniz olursa, kirli renkte ve biraz da ağaçlanmış olarak eski Çorum’u tamamen görmeniz mümkün olur. Bu gün dar bulduğumuz Gazi caddesiyle, İnönü caddesi, ben öğrenci iken, devrin Belediye Başkanı Baha Çorbacıoğlu tarafından açılmış ve caddenin çok geniş tutulmasından dolayı, rahmetli pek çok Çorumlu küfrüne de muhatap olmuş idi. Bu tek cadde açılırken, tarihi bir yıkım da görülmedi. Bu istikamette tarihi olacak yapı bulunmuyordu. Bu Baha Beyin kazma vurduğu günden beri, Çorum’u yönetmeye talip olan bütün insanlar, gözlerini ve kafalarını bu bölgeden ayırmayı başaramamışlardır. Her belediye başkanının bu meydan etrafında projeler üretme gayreti içine girdiğini bilirim. Şimdiye kadar, hiç birisi başarı elde etmiş de değildir. Başarısızlığın sebebi olarak ta, Anıtlar Yüksek Kurulu gösterilir. Sit bölgesi ilan edilmiş bölgelerin ve binaların tek koruyucusu bu kurul gözükmektedir. Şimdiye kadar kimsenin de, bu kurulun kararlarını delmeyi başardığı görülmedi. Ancak, bu yasak bölgedeki yasakların mutlak kaldırılacağını iddia edenler de çok oldu. Bu gün Çorum büyümüştür. Yeni Çorum sahası, eski Çorum sahasının 15 misli artmıştır. Nüfus ta, il çapında göç verilmesine rağmen, merkez nüfus olarak 200 binin üzerine tırmanmıştır. Bunlar göz önünde iken, bizim Çorum yöneticilerimiz ve bilhassa belediye başkanlarımız, Saat Kulesi etrafının imar planlarını yaptırmaktan, gereksiz paralar sarf etmekten geri durmamışlardır. Saat Kulesi’nin kendisi bir eserdir. Etrafındaki eserler, Saat Kulesi’nden de kıymetlidirler. Meydanı üç hamam, bir hapishane, Velipaşa oteli ve müştemilatı, bir de ittihatcıların yaptırdığı ve şimdi de belediye olarak kullanılan eski Halkevi binası çevrelemektedir. Arasta’ya gelince, bunun eskiliği ve tarih bakımından kıymeti ise, zikrettiklerimizden geri sayılmaz. Arastanın binaları değil, kendisi, fonksiyonu bu kıymeti taşımaktadır. Bunu ne başka yere taşımanız mümkün olur ve ne de bir kısmını feda etmeniz münasebet alır. Hangi şehrimizde arastanın yer değiştirdiğine veya fonksiyonunun değiştirildiğine şahit oldunuz? Her şehrimizde arasta nosyonu da yoktur. Hele arastanın Kale içine taşınması, abeslerin abesi olur. Kale de ayrı bir eserdir ve içindekiler yaşamaya uygun şekle getirilirse, yabancı turistler için pek mükemmel bir otel görevi görür. İçindeki insanları çıkarıp modern binalara yerleştirmeniz daha hayırlı olur. Gerek Saat Kulesi Meydanı etrafındaki evler ve gerekse Kâtipler Konağı sokağındaki evlerin içlerini ben vesilelerle görmüşümdür. Bu binalar, Velipaşa evi veya Kâtipler konağı tipi evlerdir. İçleri yaşanır duruma getirilirse, yıkılarak işlenecek günahın çok üstünde sevaplar kazanılır. Bu evlerin sahiplerinin şimdi oturdukları modern sayılan evlerin hepsinden, bu eski evler daha güzel, daha rahat ve daha mükemmeldir. Olduğu gibi bırakırsanız, bir zaman gelir ve bu güzel ve tarihi varlıklar, artık oturulamaz şekil alırlar. Bu tarihi evlerin sahipleri, teşviklere de iltifat etmiyorlarmış. Ana, baba ve dede vasiyetleri ve hatıraları da bunlar indinde kıymet ifade etmezler. Bu insanlarımız için, bu kıymetlerin yıkılması ve yerlerine beton binalar yapılarak gelir artırımı sağlanması daha büyük kıymet ifade eder. Başka ülkelerde de insanlar bu istek peşindeler de, onlar için de tarih bir anlam taşımıyor da; oralarda devlet tarihine kendisi sahip çıkıyor. Eser sahipleri, mülklerinin taşına ve hatta boyasına bile dokunamıyorlar. Binanın, şatonun bir tarafında oturdukları, tapuları ellerinde olduğu halde, bozma hakları bulunmuyor. Bu bozmayı, değiştirme anlamına kullanıyorum. Teşvik kullanıp evlerini kurtarmayanlara ne yapmalı? Bunlar, evlerinin kendiliğinden yıkılıp bitmesini istiyorlar. O zaman, arsa ortaya çıkacaktır. Boş arsaya yeniden bina yapılması hakkını tanımazsanız, onun yeşil saha olarak parasız belediyeye intikal edeceğini kanun içine alırsınız, bütün kötü düşünceleri önlemeniz mümkün olacaktır. Bu meydanın değiştirilecek yeri yoktur. Yeni modern binalar yakılıp temizlenebilir. Bu kısım, eskisi gibi, şimdi gördüğümüz gibi imar edilecektir. İmardan maksadımız restorasyondur. Dahası var, Saat Kulesi’nin ve buraya gelen yolların, trafikten tamamen arındırılması bile düşünülebilir. Saat Kulesi meydanını arabasız düşünebiliyorsanız, oradan alacağınız zevklerin hesabını da yapabilirsiniz. Meydan için mutlak bir Saat Kulesi şart ise, saat kulesi yapılacak meydanları bulmak o kadar zor değildir. İşte plan, bir şehrin her şeyini tesbit eden haritanın adıdır. Bunu önce yapar, kanun tanımayanların da bozmasına izin vermezseniz, bir gün sizin de yaşanır güzel bir şehriniz olur. En iyi düşünenin baştaki yönetici olduğunu düşünürseniz, mukadderatınız ve zevkinizi ona bağlamış olursunuz. Eskiyi, tarihi, onların korunmasını bizden çok iyi bilen milletler var. Her ülke bu gayretin içindedir. Herkes, tarihin kolay olduğunu ve fakat tahrip edilenin yerine konmadığını bilir. Tahrip, bir cins ölüm sayılmalıdır. Stockholm şehrini görenler, eğer görme merakları varsa, üç cins Stokholm’un bir arada yaşadığını bilirler. Bunlardan birincisi, en eski olanı imar edilmiş ve turizme açılmıştır. Gündüz yaşayan şehir, gece uyumaktadır. İkinci şehir, bizim Çorum gibi, hatta sokakları bizim Çorum’da kilerinden de daha dardır. Bu ikinci şehir yaşıyor. Tek değişiklik yok. Pırıl pırıl bir şehir. Üçüncü Stockholm ise, bildiğiniz gibi modern bir şehir. İsveçlilerin bizden daha az akıllı olduğunu düşünürseniz, ayıp işlemiş olursunuz. Farabi Caddesi’nin açılışı, şehrin trafik durumunu, düşünüldüğü gibi, rahatlatmaz. Buradan dışarı çıkacak vasıtaların hepsi İskilip istikametine mi gidecektir? Bu yolla Saat Kulesi meydanına girecek vasıtaların yaratacağı sıkışıklığı birlikte düşünmeniz gerekmez mi? Bu yol, eski hapishane önünden iki tarafa kanalize edilmeli, saat kulesi meydanına yığınak yapılmamalıdır. Anıtlar Yüksek Kurulumuzun hayırlı ve faydalı, tarihi benimseyen çalışmalarla mesaisini neticeye bağlamasını dilerim. RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYINIZ |
GÜRSEL
YAYINEVİ
1. Cadde Çetin Apt. 10/8
BAHÇELİEVLER ÇORUM
**
TEL:90-542-362 20 78